|
Alevi/Sinemilli Ocağı çalışma grubu olarak, BoÄŸaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü ve BoÄŸaziçi Gösteri Sanatları TopluluÄŸu bünyesinde Sinemilli ocağı ve aÅŸireti üzerine müzikal ve teorik çalışmalar yapmaktayız. Yaptığımız okuma ve dinleme çalışmalarında elde ettiÄŸimiz bilgi ve birikimleri aÅŸağıdaki gibi toparlamak istedik. Bunu yaparken notlarımızı üç baÅŸlıkta ele aldık; ilk bölümde Sinemilli aÅŸireti (tarihi ve insanların yaÅŸadığı yerler), ikinci bölümde Sinemilli aşıkları (yaptığımız çalışmalar içerisinde en sık karşılaÅŸtığımız konu), üçüncü bölümde ise Sinemilli ÅŸivesi üzerine genel bilgilere yer verdik.
İç Toroslarda Bir Kürt Alevi AÅŸireti: Sinemilliler
Batı literatüründe Anti-Toroslar (Karşı Toroslar), İçtoroslar veya Orta İçtoroslar olarak adlandırılan bölge, gerek coÄŸrafi özellikleri, gerek tarihi, gerek etnik yapısı, gerekse dinsel-kültürel dokusu açısından son derece ilginç bir konuma sahiptir. Beylikler döneminden 16.yy ortalarına kadar hüküm süren DulkadiroÄŸulları BeyliÄŸi”nin yayılım alanına denk düÅŸen MaraÅŸ ili merkezli bu bölge, bir yandan Malatya”nın Darende, AkçadaÄŸ, ve DoÄŸanÅŸehir ilçelerini, bir yandan Adıyaman”ın (Hısn-ı Mansur) Besni ve Gölbaşı ilçelerini; bir yandan Antep”in Islahıye, Yavuzeli ve Araban ilçelerini, öte yandan Adana”nın Kadirli, Kozan, Saimbeyli, Tufanbeyli ve Bahçe ilçeleriyle Kayseri”nin Sarız ve kısmen Pınarbaşı (Zamantı) ilçelerini ve Sivas”ın Gürün ilçesini içine alan geniÅŸ bir coÄŸrafyayı kapsamaktadır. Bölge, Ceyhan ve Seyhan havzalarının içinde kaldığı gibi, kuzeyden ve güneydoÄŸudan Fırat, güneyden Asi havzalarıyla komÅŸudur.
Yüzyıllardır birçok halkın, etnik topluluÄŸun, dinin ve kültürün iç içe yaÅŸadıgı Alevi-Kürt yoÄŸunluklu bu bölge, Selçuklu dönemindeki Babaî İsyanı”ndan bu yana birçok halk hareketine yataklık etmiÅŸ ve geçmiÅŸte çok sayıda halk ÅŸiirine, günümüzde de modern edebiyat ürünlerine kaynaklık etmiÅŸtir.
Selçuklular dönemine kadar Bizanslılar, Sasaniler, Araplar, Ermeniler, Haçlılar ve Eyyubiler ile Türkler arasında zaman zaman el deÄŸiÅŸtiren bölgeyle Kürtlerin resmi düzlemde tanışması, bildiÄŸimiz kadarıyla ilkin Eyyubiler döneminde olur.
Bu çok renkli yapı ve kültürel doku, bölgede bir dinsel ve kültürel mayalanma saÄŸlamış ve bu durum, çok sayıda ÅŸairin, âşığın ve halk ozanının yetiÅŸmesine imkan tanımıştır. Bölgede, daha Selçuklu döneminden beri Hıristiyan ve Müslüman inanç sisteminde yer alan Paulusyenler de yaÅŸamaktaydı. Bu olgu, bölge insanlarına daha bir zenginlik kattığı gibi, zaten ÅŸiirle/edebiyatla iç içe yaÅŸayan Alevi Kürtlerden çok sayıda halk sanatçısının yetiÅŸmesine kapı açıyordu.
Daha 19. yüzyıl sonlarında bölgeyi ziyaret ederek incelemelerde bulunan Batılı gezginler, kısmen bu coÄŸrafyada kalan Sivas ve Malatya illerindeki bircok “Alevi” aÅŸiretinin Kürt kökenli olduÄŸunu, erken yerleÅŸik hayata geçenlerin ana dillerini unuttuklarını, ancak yaÅŸam biçimi olarak eski gelenek ve göreneklerini sürdürdüklerini bildiriyorlar. Gerek bu “doÄŸal” asimilasyon, gerekse 20. yüzyıl baÅŸlarında İttihadçılarca uygulamaya konup, Cumhuriyet döneminde sürdürülen “zoraki” asimilasyon politikaları sonucu, Kürtçe”den uzaklaşılarak Türkçe”ye yönelen bir kültürel akış izlenmiÅŸtir. Duygu, düÅŸünce ve makamlar, geleneksel Kürt kimlikli edebiyata ve müziÄŸe uygun düÅŸse de, bu kez Türk diline uyarlanan edebiyat ürünleri yaratılmış ve bunda önemli bir baÅŸarı kazanılmıştır. Daha önce Kürtçe ve Osmanlıca üretenler giderek yerini, “Kürtçe düÅŸünüp Türkçe yazanlara”, daha sonra da “Türkçe düÅŸünüp Kürtçe yazanlara” bırakmıştır. Kürt diliyle yaratılan edebiyat ürünleri daha çok sözlü gelenekte kaldığı için, çoÄŸu günümüze ulaÅŸamadan yitip gitmiÅŸtir. Bugün bu türden birçok halk sanatçısı ilgiyle anılmakta, ancak eserlerine ulaşılamamaktadır.
Medrese eÄŸitimi almış, ağırlıkla Divan ÅŸiiri tekniÄŸinde ve Osmanlıca yazan ÅŸairlerden ancak çok azının yazma divanları bize ulaÅŸabilmiÅŸtir. Genellikle kapalı bir yaÅŸam sürdükleri için, bu aÅŸiretlerden yetiÅŸen ÅŸair ve aşıkların ÅŸiirleri genel cönklere ve ÅŸiir mecmualarına da fazla yansımamıştır.
Günümüzde hala varlığını sürdüren, kültürel olarak izlerini hala takip edebildiÄŸimiz köklü aÅŸiretlerden biri de Sinemilli AÅŸireti”dir. Sinemilli, bir alevi ocağının ve aÅŸiretinin adıdır.
Sinemilli, hem yoÄŸun olarak MaraÅŸ ili ve havalisinde yaÅŸamakta olan bir Alevi aÅŸiretinin, hem de o aÅŸiretin baÄŸlı olduÄŸu dede ocağının adıdır. AÅŸiretin Kalenderler kolundan gelen ve Sinemillier arasında dede soylu kabul edilen ailelerin MaraÅŸ yöresindeki ana yerleÅŸim noktası, Elbistan”a baÄŸlı Kantarma Köyü ve eskiden onun mezrası olan Gücük”tür. Yine MaraÅŸ iline baÄŸlı Pazarcık ilçesinin MaksutuÅŸağı ile Bozlar köylerinde ve civardaki baÅŸka bazı mezra ve köylerde de bu koldan gelen Sinemilli dedeleri vardır. Ocağın “Nadarlar” olarak bilinen daha küçük bir kolu da Erzincan”da, özellikle merkeze baÄŸlı VaÄŸaver (ÅŸimdiki Cumhuriyet Mahallesi) ile Kemah”a baÄŸlı NadaroÄŸlu (yeni adı Dereköy) ve ApuÅŸta (yeni adı Aksakal) köylerindedir. Ayrıca VaÄŸaver köyünden bir dede ailesi, dört kuÅŸak önce Elazığ”ın Keban ilçesine baÄŸlı Bayındır köyüne giderek talipleri arasında yaÅŸamaya baÅŸlamıştır. Elazığ aslında Sinemillilerin MaraÅŸ ve Erzincan”a göçmeden önceki ortak vatanıdır. Tüm Sinemilliler”in mürÅŸit olarak tanıdıkları AÄŸuiçen ocağının Koca Seyit kolundan gelen dedeler de yine Elazığ merkeze baÄŸlı Sün köyündedir veya hatırlanabilir bir tarihte Sün”den Erzincan merkeze baÄŸlı Brastik (yeni adı Söyütözü), Erzincan-Kemah”a baÄŸlı Ardos (yeni adı BeÅŸikli) ve Sürek, Elazığ merkeze baÄŸlı Pirinççi, Malatya-Darende”ye baÄŸlı Yeniköy, Elbistan”ın Gücük ve Kantarma köyleri ile Adıyaman-Çelikan”ın Bulam (yeni adı Pınarbaşı) kasabasına göçmüÅŸlerdir.
Sinemilli aÅŸireti mensuplarının yaÅŸadığı köyler ise özellikle MaraÅŸ”ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleridir. Ancak günümüzde MaraÅŸ kökenli Sinemilli nüfusunun büyük çoÄŸunluÄŸu Antep gibi yakın ÅŸehir merkezlerine veya İstanbul baÅŸta olmak üzere çeÅŸitli metropollere yerleÅŸmiÅŸtir. Antep”e göçenler arasında, Pazarcık”ın Bozlar beldesinin Saray köyünden, geleneksel olarak aÅŸiretin reisliÄŸini yapan Azizler koluna mensup aileler de vardır. Ancak Batı Avrupa ülkeleri ve Kanada baÅŸta olmak üzere yurtdışına göçmüÅŸ ve köylerini ancak yazdan yaza ziyaret eden kayda deÄŸer büyülükte bir Sinemilli nüfusu da mevcuttur. Özellikle yurtdışına göçte, 1978 yılında meydana gelen MaraÅŸ olaylarının önemli etkisi olduÄŸu söylenmektedir. MaraÅŸ dışındaki Sinemilli yerleÅŸimleri ise daha çok Kayseri (Sarız, Pınarbaşı), Malatya (Arguvan, AkçadaÄŸ), Adıyaman illerindedir. Bunlar dışında gene aynı bölgelerde ve ayrıca Erzincan, Elazığ, Sivas (Yıldızeli, Åžarkışla, Çetinkaya), Ardahan (Damal), Antep (Kilis) ve Çorum”da Sinemilli aÅŸiretine mensup olmamakla birlikte, Sinemilli ocağına baÄŸlı aÅŸiretler, köyler ve aileler mevcuttur. Sinemilli aÅŸiretinden olmayan ama Sinemilli dedelerine baÄŸlı bu gruplar arasında en önemlileri, MaraÅŸ ve Adıyaman illerindeki Alhaslar aÅŸireti, Arguvan havalisindeki Atma aÅŸireti ile Malatya AkçadaÄŸ ilçesinde meskun Kürecik aÅŸiretinin büyük çoÄŸunluÄŸudur. MaraÅŸ Sinemillileri”nin aksine Erzincan”a göçmüÅŸ olan ocaÄŸa baÄŸlı dede aileleri Kürtçe bilmemektedir. Bununla birlikte her iki kolun talipleri arasında da, anadil olarak hem Kürtçe hem Türkçe konuÅŸanlar vardır.
KahramanmaraÅŸ”ın Elbistan kazasına baÄŸlı Kantarma köyü halk müziÄŸi alanında derleme yapanların uÄŸrak yerlerinden biridir. Kantarma”yı derlemeciler için bir çekim merkezi haline getiren, özellikle yaÅŸlı kuÅŸaktan olanlarının hemen hemen tümü birer baÄŸlama ustası olan ve geniÅŸ bir deyiÅŸ repertuvarına sahip dedelerdir. Kantarma dedeleri, eskiden beri aralarında yüksek oranda okuma yazma bilenlerin varlığı, Alevilik konusundaki derin bilgileri ve hoÅŸ sohbetleri ile de yörede ün salmışlardır. Yani sadece Alevi müzik geleneÄŸi deÄŸil, bu geleneÄŸin beslendiÄŸi Alevi inanç ve kültürü açısından da Kantarma köyü bölgenin en önemli merkezlerinden biri konumundadır. Kantarma”ya bu özel konumunu veren dedeleri Sinemilli Ocağı”ndandır.
Sinemilli Aşıkları
Âşık Ali (Lolo) KoÅŸar: Gerçek adı Ali KoÅŸar olan Aşık Lolo Ali, Elbistan”ın Küçük Yapalak köyündendir. Köken olarak Erzurumlu olan Lolo Ali, Balkan Savaşı sırasında buradan göçerek, önce Elbistan”ın Çiçek köyüne, ardından da Yapalak”a yerleÅŸir.
Okuma-yazması dahi olmayan âşık, pek çok konuda son derece bilgili ve akıllı davranışları ile çevresini ÅŸaşırtmaktadır. Tasavvuf bilgisine ve görgüsüne de sahip olan aşığın pek çok konuda ÅŸiiri vardır.
Ali Murtaza Topal Dede: Ali Murtaza Topal Dede, 1922 senesinde MaraÅŸ”ta dünyaya gelir. Ali Murtaza, 1930”lu yıllardan itibaren babasıyla birlikte ayn-i cemlere katılır ve zakir olarak babasının yanında cemlerde yer alır. Babası vefat ettikten sonra, kendisi dedelik görevini üstlenir. 2004 senesinde Bu Bir Sevdadır SevdiÄŸim isimli albümü Kalan Müzik tarafından yayımlandı.
Büyük Tacim (Bakır) Dede: Sinemilli Ocağı”na baÄŸlı Tacim Bakır Dede, 1906 yılında Kantarma Köyü”nde doÄŸar. Alevi kültürünü yaymak için Türkiye”nin çeÅŸitli il, ilçe ve köylerini dolaşır, buralarda dedelik yapar. Eski Arapça okur ve yazarlığı olduÄŸu gibi, yeni Türkçe okur ve yazarlığı vardır. Bu zamana kadar en çok deyiÅŸi, semahı derlenen Sinemilli dedesidir. 1988 senesinde Kantarma Köyü”nde vefat etmiÅŸtir.
Tacim Dede”nin birkaç deyiÅŸi:
- Dost Sen mi Geldin?
- Sözünden Belli
- Senden Ayrılalı
- Gözleyi Gözleyi
- Bülbül Olup
İbrahim Aldede: İbrahim Aldede, 1936”da Gücük Köyü”nde dünyaya gelir. Daha küçük yaÅŸlardan itibaren babasıyla birlikte toplumlara ve her türlü toplantılara katılmaya baÅŸlar. 17 yaşından itibaren cem yürütmüÅŸtür. 11 torun dedesi olan İbrahim Aldede; ani bir kalp krizi sonucu 15 Ocak 2008 günü 72 yaşında vefat etmiÅŸtir.
İbrahim Aldede”nin birkaç deyiÅŸi:
- Aşık ile Etme Sohbet
- Beni Candan Usandırdın
- Elâ Gözlerini SevdiÄŸim
- Cahil ile Etme Sohbet
Hacı Bayrak: Kayseri”nin Sarız ilçesinin Dallıkavak köyünde dünyaya gelen Hacı Bayrak, MaraÅŸ”taki Alevi köyleri ile sürekli bir iliÅŸki halinde olan Dallıkavak”ta Alevi geleneÄŸini, gerek curası, gerek baÄŸlaması gerekse de kemanıyla en iyi ÅŸekilde temsil eden dedelerden biri olan Haydar Bayrak”ın oÄŸludur. Hacı Bayrak”ın, Erdal Erzincan”ın da baÄŸlama çaldığı Esrar-ı Hak isimli albümü 2004 senesinde Güvercin Müzik tarafından yayınlamıştır. 2005 senesinde aramızdan ayrılmıştır.
Kul Ahmet: Kul Ahmet mahlasını kullanan Ahmet Kartalkanat, Sinemilli Ocağı`na baÄŸlı en tanınmış ozanlardan biridir. Babası sonradan Pazarcık”ın Kantarma köyü”ne yerleÅŸmiÅŸ olan Kul Ahmet, MaraÅŸ`ın Pazarcık ilçesine baÄŸlı Bozlar Köyü`nde 1932 yılında dünyaya gelmiÅŸtir. Ankara`ya yerleÅŸtikten sonra Mahzunî Åžerif, Feyzullah Çınar ve Âşık Veysel gibi müzisyenlerle tanışır. Kul Ahmet, 1997 yılında aramızdan ayrılmıştır. Kul Ahmet`in arÅŸiv kayıtlarından derlenen parçalardan oluÅŸan İsmini SevdiÄŸim isimli albüm Kalan Müzik tarafından 2008 yılında yayınlanmıştır.
Mehmet Mustafa (Yüksel) Dede: Tacim Dede”nin amcasının oÄŸlu ve baÄŸlamasına oldukça hakim olan dedelerden biridir. 1991 yılında vefat etmiÅŸtir. Beni Candan Usandırdın adlı albümü yayınlanmıştır.
Mehmet Mustafa Dede”nin birkaç deyiÅŸi:
- Åžah-ı Merdan (Kün Deyince)
- Biz Harabet Ehliyiz
Meluli: Asıl adı Karaca Hüseyin Erbil olan Meluli, AfÅŸin”in Kötre köyünden olup, 1892 senesinde dünyaya gelmiÅŸtir. 10 yaÅŸlarında AfÅŸin”de, dostları olan bir Ermeni ailenin yanına gönderilir. 20”li yaÅŸlarına kadar Ermeni Okulu”nda eÄŸitim görür ve Arapça, Ermenice, matematik ve edebiyat dersleri alır. Åžiirlerinin bir bölümünde Latife mahlasını kullanan Meluli”nin yazdığı ÅŸiirler, hem ilahi aÅŸkla birlikte tasavvuf kültürünün özünü oluÅŸturan dini, ahlaki, evrensel deÄŸerler ile çaÄŸdaÅŸ toplumsal gerçekleri ve BektaÅŸilik yolunu izleyenlere yapılan öÄŸütleri içerdiÄŸi, hem de günlük halk diliyle yazıldıkları için oldukça rahat ve hızlı bir ÅŸekilde Alevi köyleri arasında yayılmış ve sıkça kullanılır olmuÅŸtur. Meluli, 14 Kasın 1989”de aramızdan ayrılmıştır.
Mücrimi: Asıl adı Mehmet Özbozok olan Aşık Mücrimi, 1882 yılında Malatya”nın DoÄŸanÅŸehir ilçesine baÄŸlı Karaterzi köyünde doÄŸar. Bir eli sakat olduÄŸundan “çolak” lakabıyla tanınır. Köyde bulunduÄŸu dönemde bir kıza aşık olur ama kızı kendisine vermezler. Köylüler onu baÅŸkasıyla evlendirmek isteyince kabul etmez ve köyü terk eder. Mücrimi, Birinci Dünya Savaşı yıllarında İslahiye”ye baÄŸlı Keferdiz”e yerleÅŸir ve öldüÄŸü 1970 yılına kadar burada kalır. Mezarı Keferdiz”dedir.
Yakınları, Mücrimi”nin 500 dolayında ÅŸiiri bulunduÄŸunu söylerler. Ancak bugün, bunların çok az bir bölümü elde bulunmaktadır.
Mücrimi”nin birkaç deyiÅŸi:
- Gönlüm SaÄŸ yare
- Derd-i hakk”la aÅŸka düÅŸen aşıklar
- Kamil ile YoldaÅŸ olan
- Şı Diyar-ı gurbet elde
Sadık Hüseyin Dede: MaraÅŸ”ın Pazarcık ilçesine baÄŸlı Sofulu UÅŸağı (Halkaçayır) köyünün dedelerindendir ve pek çok deyiÅŸi derlenmiÅŸtir. 1990 yılında ölmüÅŸtür.
Sinemilli Åživesi
CoÄŸrafya
Sinemilli ÅŸivesi baÅŸta MaraÅŸ (Elbistan, Nurhak, Pazarcık ve çevresi) olmak üzere, Adıyaman (Gölbaşı ve Çelikhan çevresi), Sivas (Gürün”ün bazı köyleri), Malatya (Arguvan, AkçadaÄŸ, DoÄŸanÅŸehir, Yazıhan, Kuluncak, YeÅŸilyurt/Haçova, Darende/Engizek), Elazığ, Kayseri (Pınarbaşı ve Sarız çevresi), GümüÅŸhane (Åžiran) ve İç/Kuzey Anadolu”da (özellikle Çorum-Amasya-Yozgat-Tokat kesiÅŸme bölgesinde ve daha az sayıda Ankara/Haymana, Kırıkkale, Çankırı, Zonguldak) bölgelerinde yaÅŸayan Kürt Alevi aÅŸiret ve köylerinde konuÅŸulur ve bu ÅŸiveyi konuÅŸanların tamamı Alevidir.
Bu ÅŸive, kendisini konuÅŸan kiÅŸiler tarafından özel olarak “Sinemilli” diye adlandırılmamaktadır, (“MaraÅŸki” diye de adlandırıldığı söylenmektedir) ancak bu isimlendirme KahramanmaraÅŸ/Elbistan”daki Sinemilli Ocağı ve çevresinde yaÅŸayan aÅŸirete gönderme yapmak için kullanılmıştır. Aslen, Kürtçe”nin Kurmanci lehçesinin genellikle Kürt Aleviler tarafından konuÅŸulan bir ÅŸivesidir denilebilir.
Dilbilgisi
Sözdizim itibariyle Kurmanci”nin bütün özelliklerini istisnasız taşır. Kelime daÄŸarcığı olarak da yine çok büyük ölçüde Kurmanci”nin daÄŸarcığına sahiptir. Buna ek olarak Türkçe”den geçmiÅŸ sözcüklerin de varolduÄŸu söylenmektedir. Bunun sebebleri arasında, Alevilikte ibadet dili olarak Türkçe”nin kullanılması ve “Sinemilli” konuÅŸulan yörelerde Türkler ile komÅŸuluk iliÅŸkilerinin olması sayılabilir. Ayrıca Sinemilli”nin, Kurmanci”nin baÅŸka ÅŸivelerinde kullanılmayan kendine has sözcükleri de vardır. Her ne kadar Sinemilli ve Kurmanci”nin diÄŸer ÅŸiveleri arasında telaffuz farklılıkları olsa da, konuÅŸanlar arasında herhangi bir anlaÅŸma sorunu olmadığı belirtilmektedir.
Fonetik
Her ne kadar gramer yapısı, sözcük yapısı ve anlam olarak Kurmanci”nin bütün özelliklerini taşıyor olsa da, ses özellikleri itibariyle Farsça ile benzerlik göstermektedir. Buna ek olarak, Türkçe”den de bazı sesleri ödünç almıştır. Bunun en belirgin örneÄŸi olarak, hem Farsça hem de Kurmanci”de yer almayan [ü] sesi Sinemilli”de bulunmaktadır. (ÖrneÄŸin Arguvan”daki Atma AÅŸireti”ne mensup Çobandere (Åžotik) köyünde, yara anlamına gelen birîn kelimesi bürün olarak telaffuz edilmektedir.)
Sinemilli diyalektiÄŸinde sesler, Farsça”da olduÄŸu gibi yuvarlanma eÄŸilimindedir. ÖrneÄŸin, Kurmanci”de [e] olarak telaffuz edilen ses, Sinemilli ÅŸivesi”nde genellikle [a], Kurmanci”de [a] olarak telaffuz edilen ses ise genelde [o] olarak telaffuz edilir. Bunun genel bir kural olduÄŸunu söyleyemeyiz, ancak böyle bir eÄŸilimin var olduÄŸu söylenebilir. Örnek verecek olursak, Kurmanci”de “Adım Hasan”dır” “Navê min Hesene” ÅŸeklinde söylenirken, Sinemilli Åživesi”nde “Novî min Hasana” ÅŸeklinde telaffuz edilmektedir. Ses deÄŸiÅŸimlerini biraz daha detaylı inceleyecek olursak:
[e] sesi [a] veya [œ] sesine, [a] sesi de [o] sesine dönüÅŸür.
Daha seyrek olan ses deÄŸiÅŸimleri ise ÅŸöyle:
[o] sesi [ê] sesine, [ê] sesi [i] sesine, [a] sesi de [u] sesine dönüÅŸür.
Ünsüzlerdeki deÄŸiÅŸime dikkat edecek olursak, [b] sesinin [v] ya da [w] sesine dönüÅŸtürme eÄŸilimi çok sık olmasa da görülmektedir. Bazı türkü sözlerinden örnek verecek olursak, KardeÅŸ Türküler”in Hemavaz albümünde de yer alan MaraÅŸ (Pazarcık)”tan Ali Mürteza Dede”nin Kürtçe bir deyiÅŸinden baÅŸlayabiliriz:
Sarî çellon çel konîya
Koçê êron la sar donîya
Sarfîrozê von Olî”ya …
Kırklar başı kırk çeÅŸmedir,
Erenler göçünü başına indirir,
Önderleri de Ali”dir…
Burada da bariz örnekler olarak “ser” sözcüÄŸünün “sar”, “Ali” sözcüÄŸünün “Olî” ÅŸeklindeki telaffuzlarından bahsedebiliriz.
İkinci olarak, geçtiÄŸimiz yüzyıl baÅŸlarında yazılmış olan ve Koma Amed tarafından da Agir u Mirov albümünde seslendirilmiÅŸ olan bir örneÄŸi inceleyelim. Albümde seslendirilmiÅŸ hali, ses özellikleri itibariyle tahrip olmuÅŸ ve orjinal telaffuzundan uzaklaÅŸmış halidir.
Çîyoyê Golêo Çîyoyê Golêo
Mol bor dakana yoyleo
Az qurbono ve yoyle bim,
Molo rindkê mine lêo
Hiro dîson hiro dîson,
Tû kas namo la kîlîson,
Çovê doykêta kür bibi,
Nodina meron dadina pîson
Göl Dağı Göl Dağı
Evlerini yaylaya göçürürler
Ben o yaylaya kurban olam
Güzelimin evi de oradadır
Bugün yine bugün yine
Kimse kalmadı kiliselerde
Aman gözü kör olsun
Bir adama vermedi, verdi bir pise
Sözleri dil yapısı açısından inceleyecek olursak, ilk göze çarpan Kurmanci”deki “çîya” (daÄŸ) kelimesinin “çîyo” ÅŸeklinde, “göçmek” anlamına gelen “barkirin” sözcüÄŸünün de “borkirin” ÅŸeklinde telaffuz edildiÄŸidir. “Yayla” sözcüÄŸünün ise, Türkçe”den direkt alınarak Sinemilli”nin ses özelliklerine benzetildiÄŸi (yoylê) görülmektedir. Ayrıca, “kör” sözcüÄŸü ise, [ü] sesiyle telaffuz edilip “kür” olmuÅŸtur.
Son örneÄŸi ise Bese Aslan”ın Xema Çel Meqamî (Kırk Makamlık Efkar) adlı kitap/cd çalışmasından verelim; Elbistan yöresinden Esme Gül”e ait, sevilen kiÅŸiye sitemi dile getiren “Çovê ta na” adında bir örnek.
Çovê tan a banca ta ya
Banca zirav royî mın nado
Sarî ta bûxi bancê tawo
Åžawîtîm çum da ore ta do
Çovê tan a mina cove moron
Biskê tawon qûlbe goron
Ta çi osonkirim yilmiÅŸkirim
Ji kûlle pistî ma bar dûvaron
Senin gözlerin senin boyun
Bana göstermedin ince boyun
Başını yesin o ince boyun
Yandım gittim senin ateşinden
Senin gözlerin yılan gözleri gibi
GüneÅŸin zülfü mezarın kör çapası gibi
Niye usandırdın yıldırdın beni
Fısıldayan yarayım duvar dibinde
Bu örnekte de “göz” anlamına gelen “çav” kelimesinin “çov” ÅŸeklinde, yine “baÅŸ” anlamındaki “ser” sözcüÄŸünün “sar” ÅŸeklinde telaffuz edildiÄŸine ÅŸahit oluyoruz. Ayrıca Türkçe kelimelerin etkisini bu örnekte de görebiliyoruz. “Yılmak” ve “usanmak” kelimelerinin, “osonkirim” ve “yilmiÅŸkirim” ÅŸeklinde fakat aynı anlamıyla yer aldığını ve Türkçe”deki “duvar” kelimesinin de anlamını koruduÄŸunu görüyoruz. Daha önceden de belirtildiÄŸi gibi, her ne kadar Sinemilli ve Kurmanci”nin diÄŸer ÅŸiveleri arasında telaffuz farklılıkları olsa da, bu durum kesinlikle anlaÅŸma sorunu oluÅŸturacak düzeyde deÄŸildir.
Kaynakça:
- Arnaud-Demir, Françoise. Ebedi bir kültürün mirası.
- Aslan, Besê. 2007. Kırk Makamlık Efkâr. Güvercin Müzik.
- Aslan, Besê. 2008. Pirler Divanı. Kom Müzik.
- Bayrak, Mehmet. 2006. İçtoroslarda Alevi-Kürt AÅŸiretler/Sinemilli ve KomÅŸu AÅŸiretler Tarihi-Edebiyatı. Öz-Ge Yayınevi.
- Halkbilim Dergisi, Ekim/1986.
- Karakaya Stump, Ayfer. Sinemilliler: Bir Alevi Ocağı ve Aşireti.
- KardeÅŸ Türküler. 2002. Hemavaz. Kalan Müzik.
- Kurdica, Die Kurdische Enzyklopädie, Die Westmundart des Kurmancî.
- Özcan, Seydi. 2001. Åžeman-Söbe Çimen ve Aziz Baba AleviliÄŸi. s. 92. Ankara.
- Özsoy, A. S., Türkyılmaz Y. 2006. Front rounded vowels in the Sinemilli dialect of Kurmanji- a case of language contant. Turkic-Iranian Contact Areas Historical and Linguistic Aspects içinde. Yay. haz. L. Johanson ve C. Bulut. Harrasowitz: 300-309.
- Özdemir, UlaÅŸ. 1998. Ummanda MaraÅŸ Sinemilli DeyiÅŸleri. Kalan Müzik.
Kültür Tv
Alinti: www.nurhakdagi.net
|