Pir Sultan
Nazım Hikmet
Pir Sultan halkın büyük bir sevgi ve saygıyla andığı seçkin ÅŸairlerdendir. Sanatı ve kiÅŸiliÄŸi gibi yaÅŸamı da halkın aÄŸzında efsaneleÅŸmiÅŸ, birtakım destansı övgeler (menkıbeler) ile söylentilerin (rivayetlerin) oluÅŸmasına yol açmıştır. Daha sonra bunlar kimi yazarlarca derlenmiÅŸ ya da iÅŸlenmiÅŸtir.[1]

Onlara bakılırsa, Pir Sultan’ın yaÅŸamı ÅŸöyledir:

Pir Sultan’ın öz adı Haydar’mış. Sivas’ın Banaz Köyü’nde doÄŸmuÅŸ. Soyu YemenliymiÅŸ. Hazreti Ali’nin torunlarından İman Zeyn-el-Abidin’e kadar uzanıyormuÅŸ.

Evinin önünde büyük bir söÄŸüt [2] aÄŸacı varmış. Altında deÄŸirmen taşı gibi ortası delik kocaman bir taÅŸ dururmuÅŸ. Bu taşı Pir Sultan, sopasının ucuna takarak Horasan’dan getirmiÅŸ. Taşın üstüne oturur, yakınlarıyla sohbet edermiÅŸ.

Haydar yedi yaşına geldiÄŸinde kırda babasının koyunlarını otlatmaya baÅŸlamış. Bir gün Yıldız Dağı’nda sürüyü güderken uyuyakalmış. DüÅŸünde ak sakallı bir ihtiyar görmüÅŸ. Bir elinde dolu, ötekinde elma tutuyormuÅŸ. Haydar ilkin doluyu içmiÅŸ, ardından elmaya uzanmış. İhtiyarın avucuna bakmış, parıldayan yeÅŸil bir ben varmış. Karşısındakinin Hacı BektaÅŸ Veli olduÄŸunu anlamış, hemen sarılıp elini öpmüÅŸ. Hacı BektaÅŸ O’na «Pir Sultan» adını vermiÅŸ, ününün dört bir yana yayılmasını, sazının üstüne saz, sözünün üstüne söz gelmemesini, Âl’ü evlâdın hakkını alması için çalışmasını dilemiÅŸ. «Tanrı yardımcın olsun!» demiÅŸ. Sonra gözden silinmiÅŸ.

Uyanınca, Haydar’ın can gözü açılmış. Pir Sultan adıyla saz çalıp söylemeye baÅŸlamış. Pir’i için ÅŸu demeyi söylemiÅŸ:

Arzuladım size geldim
Hünkâr Hacı BektaÅŸ Veli
EÅŸiÄŸine yüzüm sürdüm
Hünkâr Hacı BektaÅŸ Veli
Pir elinden dolu içtim
DoÄŸdum elinize düÅŸtüm
Ak cenneti gördüm geçtim
Hünkâr Hacı BektaÅŸ Veli
Güvercin donunda duran
Cümle eksikler bitiren
Beş Taşı şahit getiren
Hünkâr Hacı BektaÅŸ Veli
Kırk Budak’ta ÅŸem’a yanar
Dolusun içenler kanar
Âşıkların semâ döner
Hünkâr Hacı BektaÅŸ Veli
Bahçende gördüm gülünü
Erenler sürsün demini
İmam Rıza’nın torunu
Hünkâr Hacı BektaÅŸ Veli
Balım Sultan er köçeÄŸi
Keser kılına bıçağı
Cümle erenler gerçeÄŸi
Hünkâr Hacı BektaÅŸ Veli
Pir Sultan’ım gerçek veli
Erenlerden çekmem eli
On İki İmam’ın yolu
Hünkâr Hacı BektaÅŸ Veli
Pir Sultan’ın ünü gitgide her yana yayılmış. Kendi erenlerin arasına karışmış. Sayılan, sevilen bir pir olmuÅŸ. Her Cuma, canlar bölük bölük gelirler, el baÄŸlayıp dara dururlar, ondan nasip alırlarmış. Kapısında koçlar tığlanır, açlar doyar, çıplaklar giyinip giderlermiÅŸ...

*

Hızır PaÅŸa Sivas’la Hafik arasında bulunan Sofular Köyü’ndenmiÅŸ. Pir Sultan’ın adını duymuÅŸ, Banaz’a gelmiÅŸ, ondan nasip almış. İlkin onun azabı, sonra da müridi olmuÅŸ. Yedi yıl kapısında hizmet görmüÅŸ. Edep erkân öÄŸrenmiÅŸ. Bir gün demiÅŸ ki:

- Pirim, bana himmet edin de bir makama geçeyim, büyük adam olayım.

Pir Sultan elini başına koymuÅŸ, düÅŸünmüÅŸ, demiÅŸ ki:

- Hızır, ben sana ruhsat veririm, dua ederim, gider büyük adam olursun, paÅŸa, vezir olursun, ama sonra da gelip beni asarsın!

Hızır izin alıp İstanbul’a gitmiÅŸ. PadiÅŸahın sarayına girmiÅŸ. Pir Sultan’ın himmetiyle ilerlemiÅŸ, paÅŸa olmuÅŸ. Sıvas valiliÄŸine verilmiÅŸ. Fakat gitgide düÅŸkün olup ikrarını unutmuÅŸ. Fakir fukaraya zulmetmeye, haram yemeye baÅŸlamış. Namus gözetmez, hak aramaz olmuÅŸ.

Hızır PaÅŸa’nın iki kadısı varmış. Birinin adı Kara Kadı, öbürünün adı Sarı Kadı imiÅŸ. RüÅŸvet yer, haksızı haklı çıkarırlarmış. Çok canlar yakmış, ocaklar söndürmüÅŸler.

Pir Sultan’ın da iki köpeÄŸi varmış. Birinin adını Kara Kadı, öbürünün adını Sarı Kadı koymuÅŸ. Onlara «Gel Kara Kadı, Git Kara Kadı!» diye seslenirmiÅŸ.

Pir Sultan’ın düÅŸmanlarından biri bunu duymuÅŸ. Hemen koÅŸup kadılara haber vermiÅŸ. Kadılar küplere binmiÅŸler. Adamlarını gönderip Pir Sultan’ı kolları baÄŸlı getirtmiÅŸler. Yargılamaya baÅŸlamışlar. Pir Sultan:

- Tanrı’nın bildiÄŸini kuldan ne saklayayım, evet, köpeklerime sizin adlarınızı koydum, demiÅŸ; ama onlar sizden iyidir, siz haram yersiniz, onlar yemez.

Kadılar:

- Nerden biliyorsun? diye sormuÅŸlar.

Pir Sultan:

- İsterseniz deneyelim, demiş.

Bunun üzerine, kentin hacılarıyla hocaları gizlice bir kap haram, bir kap helâl yemek hazırlamışlar, iÅŸaretleyerek kadıların önüne koymuÅŸlar. Kara Kadı ile Sarı Kadı oturup haram yemeÄŸi yemiÅŸler. Hacılarla hocalar bunu gözleriyle görmüÅŸler. Sonra köpekler getirilmiÅŸ. Önlerine yine bir kap haram, bir kap helâl yemek konulmuÅŸ. Hayvanlar kapları koklamış, helâl yemeÄŸi yemeye giriÅŸmiÅŸler. Böylece, hacılarla hocalar kadıların haram yediÄŸini öÄŸrenmiÅŸler. «Ä°yi köpek, kötü kadıdan efdâldir» demiÅŸler. Pir Sultan kalkmış, köpeklerin gözlerinden öpmüÅŸ. Almış sazı eline, aÅŸağıdaki demeyi söylemiÅŸ:

Koca başlı koca kadı
Sende hiç din iman var mı
Haramı helâli yedi
Sende hiç din iman var mı
Fetva verir yalan yulan
Domuz gibi dağı dolan
Sırtına vururum palan
Senin gibi hayvan var mı
İman eder amel etmez
Hakk’ın buyruÄŸuna gitmez
Kadılar yaş yere yatmaz
Hiç böyle kör ÅŸeytan var mı
Pir Sultan’ım zatlarımız
Gerçektir ÅŸöhretlerimiz
Haram yemez itlerimiz
Bu sözümde yalan var mı
Kadılar bu sözleri duyunca baÅŸlarını yere eÄŸmiÅŸler. Kimsenin yüzüne bakamaz olmuÅŸlar. Pir Sultan’ı salıvermiÅŸler.

*

Gel zaman git zaman, günlerden bir gün, Hızır PaÅŸa, Kara kaÅŸlı Kör Müftü’ye bir fetva yazdırmış: «Åžah’ın adını anmak yasaktır. Kim onun adını aÄŸzına alırsa, dili kesilip öldürülecektir.»

Fetva alanlarda okunmuÅŸ. Kimse İran Åžahı’nın adını açıktan anamaz olmuÅŸ. Pir Sultan, eski müridinin ettiÄŸini duyunca üzülmüÅŸ, kızmış. Fetvaya uymamış. Her gittiÄŸi yerde inadına Åžah’ı övmüÅŸ, Hızır PaÅŸa’yı yermiÅŸ:

Fetva vermiÅŸ koca baÅŸlı Kör Müftü
Åžah diyenin dilin keseyim deyü
Satır yaptırmış Allah’ın laneti
Ali’yi seveni keseyim deyü
Åžer kulların örükünü uzatmış
Müminlerin baharını güz etmiÅŸ
On İkiler bir arada söz etmiÅŸ
Âşıkların yayın yasayım deyü
Hakk’ı seven âşık geçmez mi candan
Korkarım Allah’tan korkum yok senden
Ferman almış Hıdır PaÅŸa Sultan’dan
Pir Sultan Abdal’ı asayım deyü


Münafıklar varıp bunu Hızır PaÅŸa’ya iletmiÅŸler. Hızır PaÅŸa ha­ber salıp Pir Sultan’ı çağırtmış. Pir Sultan, Hızır PaÅŸa’nın katına çıkmış, Hızır PaÅŸa ayaÄŸa kalkmış, eski pirine saygı göstermiÅŸ, izzet­te ikramda bulunmuÅŸ, önüne türlü çeÅŸit yemekler koydurtmuÅŸ. Fa­kat Pir Sultan hiçbirine elini sürmemiÅŸ. PaÅŸa merak edip nedenini sormuÅŸ. Pir Sultan:

- Sen düÅŸkünün birisin, yoldan çıktın, haram yedin, yetimle­rin ahını aldın. Bu haram yemekleri, deÄŸil ben, köpeklerim bile ye­mez, demiÅŸ. Pencereden seslenip köpeklerini çağırmış. Tâ Banaz’dan hayvanlar koÅŸarak gelmiÅŸler. Yemekleri onlar da yememiÅŸler.

Buna içerleyen Hızır PaÅŸa, Pir Sultan’ı Sivas’taki Toprak Ka­le’ye hapsettirmiÅŸ. Fakat içi de rahat etmemiÅŸ. Eski pirine kıyama­mış, bir süre sonra onu huzuruna getirtmiÅŸ. İçinde Åžah’ın adı geç­meyen üç ÅŸiir söylerse, kendisini bağışlayacağını bildirmiÅŸ. Sazını eline vermiÅŸ. Pir Sultan birinci demeyi söylemiÅŸ:

Hıdır PaÅŸa bizi berdâr etmeden
Açılın kapılar Åžah’a gidelim
Siyaset günleri gelip yetmeden
Açılın kapılar Åžah’a gidelim
Gönül çıkmak ister Åžah’ın köÅŸküne
Can boyanmak ister Ali müÅŸküne
Pirim Ali On’ki İmam aÅŸkına
Açılın kapılar Åžah’a gidelim
Her nereye gitsem yolum dumandır
Bizi böyle kılan and ü amandır
Zincir boynum sıktı halim yamandır
Açılın kapılar Åžah’a gidelim
Yaz selleri gibi akar çaÄŸlarım
Hançer aldım ciÄŸerciÄŸim daÄŸlarım
Garip kaldım şu arada ağlarım
Açılın kapılar Åžah’a gidelim
Ilgıt ılgıt eser seher yelleri
Yâre selâm eylen Urum erleri
Bize peyik geldi Åžah bülbülleri
Açılın kapılar Åžah’a gidelim
Biz taze sevgidir yeni beÄŸendim
Anam atam yoktur vere öÄŸüdüm
Kıyman beyler kıyman ben genç yiÄŸidim
Açılın kapılar Åžah’a gidelim
Pir Sultan’ım eydür mürvetli Åžah’ım
Yaram baÅŸ verdi sızlar ciÄŸergâhım
Arşa direk direk olmuştur ahım
Açılın kapılar Åžah’a gidelim
Åžiiri dinleyen Hızır PaÅŸa kızmış, Pir Sultan’ı uyarmış:

- Pirim, yanlış tezene vuruyorsun, dikkat eyle, iki adımın kal­dı, ayağını denk al!

Pir Sultan aldırmamış. İkinci, üçüncü demelerinde de yine Åžah’ın adını anmış. Çevresindekiler ÅŸaÅŸkınlıkla Hızır PaÅŸa’ya bak­mışlar. «Bir KızılbaÅŸ parçası seni dinlemedi, yazık olsun senin paÅŸa­lığına!» demiÅŸler.

Hızır PaÅŸa’nın tepesi atmış. Öfkeli bir sesle adamlarına bağır­mış:

- Günah benden gitti, atın ÅŸuhu içeriye! Yarın sabah asarsı­nız!

Pir Sultan yeniden zindana tıkılmış. Bütün gece Åžah yoluna dua etmiÅŸ. Tanrı’ya yalvarıp yakarmış. Sabahleyin, kuÅŸluk vakti Hı­zır PaÅŸa’nın adamları gelmiÅŸler. Onu alıp Keçibulan’a götürmüÅŸler. Alana bir daraÄŸacı kurmuÅŸlar.

Pir Sultan, asılmaya giderken bir deme söylemiÅŸ, çoluk çocu­ÄŸundan yas tutmamasını dilemiÅŸ:



Bize de Banaz’da Pir Sultan derler
Bizi kem kiÅŸi de bellemesinler
Paşa huddamına tenbih eylesin
Kolum çekip elim baÄŸlamasınlar


Hüseyn Gazi binse gelse atına
Dayanılmaz çarh-ı felek zâtına
Benden selâm olsun ev külfetine
Çıkıp ele karşı aÄŸlamasınlar


Ala gözlüm zülfün kelep eylesin
Döksün mah yüzüne nikap eylesin
Ali Baba Hak’tan dilek dilesin
Bizi dâr dibinde eÄŸlemesinler


EÄŸer Ali Baba söze uyarsa
Ferman büyük yerden beyler kıyarsa
Ala gözlü yavrularım duyarsa
Al’ın çözüp kara baÄŸlamasınlar


Surrum iÅŸlemedi kaddim büküldü
Beyaz vücudumun bendi söküldü
Önüm sıra Kırklar Åžah’a çekildi
Daha beyler bizi dillemesinler


Pir Sultan Abdal’ım coÅŸkun akarım
Akar akar dost yoluna bakarım
Pirim aldım seyrangâha çıkarım
Yıldızdağı seni yaylamasınlar


Pir Sultan asılırken taÅŸlansın diye Hızır PaÅŸa’dan buyruk çıkmış. TaÅŸlamayanlar cezalandırılacakmış. Bu yüzden herkes eline bir taÅŸ alıp atmış. Fakat taÅŸların hiçbiri Pir Sultan’a dokunmuyormuÅŸ. Musahibi, tarikat arkadaşı Ali Baba da oradaymış. TaÅŸ atma­ya bir türlü eli varmıyormuÅŸ. Bir gülü gizlice ona doÄŸru fırlatmış. Pir Sultan onu görmüÅŸ, pek üzülmüÅŸ. Åžu demeyi söylemiÅŸ:

Åžu kanlı zâlimin ettiÄŸi iÅŸler
Garip bülbül gibi zâreler beni
Yağmur gibi yağar başıma taşlar
Dostun bir fiskesi pareler beni


Dar günümde dost düÅŸmanım bell’oldu
On derdim var ise ÅŸimdi ell’oldu
Ecel fermanı boynuma takıldı
Gerek asa gerek vuralar beni


Pir Sultan Abdal’ım can göÄŸe aÄŸmaz
Hak’tan emrolmazsa irahmet yaÄŸmaz
Åžu ellerin taşı hiç bana deÄŸmez
İlle dostun gülü yaralar beni


Pir Sultan bunu söyleyince, «Bu adam hâlâ dilini tutmaz!» demiÅŸler, ipi boynuna geçirmiÅŸler.

Kalabalık çekildikten sonra Ali Baba, Pir Sultan’ın yanına var­mış, ayaklarına yüz sürüp aÄŸlamış. Gözlerinden kanlı yaÅŸlar akıt­mış.

Banaz’a kara haber ulaşınca hane halkı ile konu komÅŸu, talipler ile rehberler yüzlerini yerlere sürüp aÄŸlamışlar. Kızı Sanem saçı­nı başını yolmuÅŸ. Sazı eline alıp ÅŸu ağıtı yakmış:



Dün gece seyrimde coÅŸtuydu daÄŸlar
Seyrim aÄŸlar aÄŸlar Pir Sultan deyü
Gündüz hayalimde gece düÅŸümde
DüÅŸ de aÄŸlar aÄŸlar Pir Sultan deyü


Uzundu usuldu dedemin boyu
Yıldız’dır yaylası Banaz’dır köyü
Yaz bahar ayında bulanır suyu
Çaylar aÄŸlar aÄŸlar Pir Sultan deyü


Pir Sultan kızıydım ben de Banaz’da
Kanlı yaş akıttım baharda yazda
Koç babamı kurban verdim Sıvas’da
DaraÄŸacı aÄŸlar Pir Sultan deyü


Kemendimi attım dara dolaştı
Kâfirlerin eli kana bulaÅŸtı
Koyun geldi kuzuları meleşti
Koçlar aÄŸlar aÄŸlar Pir Sultan deyü


Pir Sultan Abdal’lım yücedir ÅŸanın
Kudretten çekilmiÅŸ bir senin hunun
Hakk’a teslim ettin ol ÅŸirin canın
Dostlar aÄŸlar aÄŸlar Pir Sultan deyü


(Bir söylentiye göre) Pir Sultan daraÄŸacında iken Hak tarafın­dan kendisine bir köpek gönderilmiÅŸ. Köpek gelip tam altında dur­muÅŸ. Pir Sultan onun üstüne basarak ipini çözmüÅŸ, yerine köpeÄŸi baÄŸlamış. Sabahleyin kalkanlar bakmışlar ki daraÄŸacında Pir Sultan’ın yerinde bir köpek asılı duruyor...

(Bir baÅŸka söylentiye göre de) Asılışının ertesi günü halk kah­vede toplanmış konuÅŸuyormuÅŸ. İçlerinden biri demiÅŸ ki:

- Duydunuz mu? Bu gece Hazır PaÅŸa, Pir Sultan’ı astırmış...

Bir baÅŸkası hemen karşı çıkmış ona:

- Olamaz! Ben onu sabahleyin Koçhisar yolunda, Seyfebeli’nde gördüm.

İkincisi:

- Senin yanlışın var, demiÅŸ, ben onu gün ışırken Malatya yo­lunda KardeÅŸler GediÄŸi’nde gördüm.

Üçüncüsü:

Yeni Han yolunda, Åžahna GediÄŸi’nde gördüm.

Dördüncüsü: Ben Tavra BoÄŸazı’nda gördüm...

Dinleyenler ÅŸaşırmış. Kalkıp birlikte daraÄŸacının bulunduÄŸu ye­re gitmiÅŸler. Bakmışlar ki daraÄŸacında Pir Sultan’ın hırkası asılı, kendisi ortada yok.

MeÄŸer Pir Sultan daraÄŸacından inip yola düzülmüÅŸ. Bunu du­yan kasaslar ardına düÅŸmüÅŸler, onu yakalamak isterlermiÅŸ. Fakat yetiÅŸememiÅŸler. Pir Sultan çabucak Kızılırmak Köprüsü’nün öte ba­ÅŸÄ±na geçmiÅŸ. Kasasların yaklaÅŸtığını görünce:

- EÄŸil köprü, eÄŸil! demiÅŸ.

Köprü eÄŸilip suya batmış. Kasaslar karşı yakada ÅŸaÅŸakalmışlar, Pir Sultan’ın kerametli bir kiÅŸi olduÄŸunu anlayıp geri dönmüÅŸler.

Pir Sultan, Åžah’a gitmek için İran yolunu tutmuÅŸ. Adını «KanberoÄŸlu» diye deÄŸiÅŸtirmiÅŸ. Yolda İstanbul’dan gelen bir musahiple karşılaÅŸmış. Musahip ona kim olduÄŸunu sormuÅŸ. Pir Sultan da kendini tanıtmış, ama adamı inandıramamış. Çünkü musahip, Pir Sultan’ın asıldığını duymuÅŸ; bu yüzden Sivas’ta ateÅŸlerin yanmadığı, ka­zanların kaynamadığı söyleniyormuÅŸ. Musahip: «Sen Pir Sultan isen bana bir nefes oku!» demiÅŸ. Pir Sultan birkaç nefes okumuÅŸ. En sonunda da, eÄŸer Hızır PaÅŸa, asılı köpeÄŸin dübüründen üfürürse ateÅŸlerin yanacağını açıklamış.

Sivas’a varan musahip duyduklarını gidip Hızır PaÅŸa’ya anlat­mış. PaÅŸa, köpeÄŸi daraÄŸacından indirip dübüründen üfürmüÅŸ. Birin­ci üfleyiÅŸte köpek dile gelmiÅŸ: «Pir Sultan» diye bağırmış. İkinci üfürüÅŸte «Can Sultan», üçüncü üfürüÅŸte «Yan Sultan» deyince bütün ateÅŸler yanmış...

Pir Sultan gide gide Horasan’a varmış. Åžah’ın katma çıkmış. «Neye geldin Urum Sofusu?» diye sormuÅŸlar. O da almış sazı eline, ÅŸu karşılığı vermiÅŸ:

Zahir bâtın On’ki İmam aÅŸkına
Aman Åžah’ım mürüvvet deyü geldim
Pirim nazar eyle ÅŸu ben düÅŸküne
Aman Åžah’ım mürüvvet deyü geldim


Bakmaz mısın cesedimin nârın
Elim ermez oldu cihan kârına
Yüzüm yerde geldim durdum darına
Aman Åžah’ım mürüvvet deyü geldim


Hacı BektaÅŸ oÄŸlun günahkâr gördüm
Aradım isyanı özümde buldum
Yüzümün karasın elime aldım
Aman Åžah’ım mürüvvet deyü geldim


Erenler yolundan bir taş kaldırdım
Gönül bahçesinde gülün soldurdum
Bugün eksikliÄŸim nefsi öldürdüm
Aman Åžah’ım mürüvvet deyü geldim


Pir Sultan’ım eydür karşımda durma
Gidip münkirlere yol erkân kurma
Alnımın karasın yüzüme vurma
Aman Åžah’ım mürüvvet deyü geldim


Pir Sultan, az sonra Horasan’dan ayrılıp Erdebil’e gitmiÅŸ. Erdebil’de ölmüÅŸ. Oraya gömülmüÅŸ.
 

Sohbet

Son Mesaj: 1 hafta, 5 gun once
  • beko : siteye sahip cikiniz biz basladik siz devam ediniz site hepimizin
  • beko : selam sogucak genclik nerdesiniz hic mesaj yazmiyorsunuz siiryolayiniz biseyler yazniz
  • Kemahlı : tamamdır kardeÅŸ ellerine saÄŸlık.teÅŸekkürler .burdaki mesajları komple SİLELİM.saygılar selamlar
  • Kemahlı : Sayın arkadaşım silinmemiÅŸ...Bu linkteki ÅŸiiri SİLELİM ayrıca ziyaretçi defterindeki Ertan Yazıcı arkadaşın yazısınıda SİLELİM..siz okuduktan sonra bu yazdığım mesajlarıda SİLELİM.saygılar
  • Kemahlı : «link»
  • Kemahlı : «link»
  • Yorumsuz : isteginizi yerine getirdik bilgileriniz için biz teÅŸekür ederiz ibrahim bey
  • Kemahlı : «link» DİKKAT...Bu linkteki BRASTİKLİ AZİZ AÄžANIN KIRATI ÅŸiirini SİLELİM.. ayrıca bu ziyaretçi defterine ertan yazıcı arkadaşın yazdığı yazıyıda SİLELİM lütfen.saygılar selamlar Sayın site yönetimi merhaba...Ben Erzincan-Kemah Brastikliyim sitenizi yeni gördüm çok beÄŸendim emeÄŸi geçenleri kutlarım üye oldum ÅŸiirlerimi ekledim...Sizden ricam bu linkteki BRASTİKLİ AZİZ AÄžANIN KIRATI ÅŸiiri
  • OLiMISTiALE : caldirmak istersen benisende numaram var yoksada email at senin numarayi ben seni ararim ok bye optum
  • OLiMISTiALE : hikmet canim benimle irtibata girermisin acil ya caldir yada email at ok bye

Sadece Uyeler yazabilir!

Duyurular

Stop
Play
  • 2 TEMUZU UNUTMADIK ve UNUTTURMIYACAGIZ  Sivas'ın 17. yıldönümünde yüzbinler katliamı lanetleyecek   “Sivas'ı unutma, unutturma!” 2 Temmuz 1993'te, Pir Sultan Abdal’...PerÅŸembe, 01 Temmuz 2010
    Yazan - bektas keser - Tiklama: 54
  • Elbistanda Halay Gecesi Elbistanda MUNZUR SU KATKILARI ile Ceren düÄŸün Merkezinde Halay Gecesi Yapılacaktır. Grup özgüm, kımmo ve Yöresel sanatcılar eÅŸliÄŸinde elbistanlılara muhteÅŸem bir ...ÇarÅŸamba, 09 Haziran 2010
    Yazan - Hikmet Ceyhan - Tiklama: 55
  • Canlı Yayın ...Cumartesi, 22 Mayıs 2010
    Yazan - haci kus - Tiklama: 92
  • 20 Mayıs PerÅŸembe Cem Baglanılacaktır. ...Pazartesi, 17 Mayıs 2010
    Yazan - Hikmet Ceyhan - Tiklama: 87
  • 6 Mayıs"ta Cem Baglanacaktır Mamko dede nin katılımıyla elbistan haci bektas veli anadolu kültür vakfında persembe saat 19:30 da cem baglanacaktır..Butun yore halkımız davetlidir ...Salı, 04 Mayıs 2010
    Yazan - Hikmet Ceyhan - Tiklama: 101
  • 1.Uluslararası HacıbektaÅŸ Ozanlar Şöleni Aşık Mahzuni Åžerif’i Anma ve 1.Uluslararası HacıbektaÅŸ Ozanlar Åžöleni Düzenliyor. Hacı BektaÅŸ Veli Kültür DerneÄŸi Tarafından Ozanlar DerneÄŸi İle İşbir...Cuma, 23 Nisan 2010
    Yazan - Hikmet Ceyhan - Tiklama: 170

Anket

Soğucak ilköğretim Okulu Köy Odası Yapılsın mı?
 

Son Resimler

hasan dede türbesi

Güncel

Diller

English French German Turkish

Radyo Dinle

radyo soÄŸucak dinle soÄŸucak facebook grubumuz

Köşe Yazarları

Abbas DaÄŸ
Abbas DaÄŸ
Barış Aydın
Barış Aydın
Bülent Aldede
Bülent Aldede
İsmail Güner
İsmail Güner

Destekleyenlerimiz

Soğucak Köyü Reklam

Ziyaret

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün110
mod_vvisit_counterDün349
mod_vvisit_counterBu Hafta1158
mod_vvisit_counterGeçen Hafta2387
mod_vvisit_counterBu Ay2855
mod_vvisit_counterGeçen Ay10442
mod_vvisit_counterToplam127570

Yerel Haber

Yol Tv Online İzle

Son Yorumlar